Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Mahmudiye Atçılık Meslek Yüksekokulundaki öğrenciler, haralarda ve okulun Uygulamalı Eğitim ve Atlı Terapi Merkezinde ders işliyor.

Mahmudiye ilçesindeki ESOGÜ Atçılık Meslek Yüksekokulunu tercih eden 21’i kız 67 öğrenci, her sabah erkenden kalkıp, haralara geliyor. Atların bakım ve temizliğini yapan kız ve erkek öğrenciler, öğretim elemanlarının verdiği disiplinli eğitim doğrultusunda geleceğin atçılık ve binicilik sektörünün üniversiteli antrenörü olmak için çabalıyor. Atçılık Meslek Yüksekokulu öğrencileri, diğerleri gibi amfiler yerine haralarda ve at üstünde eğitim görüyor. 

600 kilo ağırlığındaki canlılarla zaman geçiriyorlar

Yüksekokul Müdürü Yrd. Doç. Dr. Hakan Çalışkan, bugüne kadar 167 mezun verdiklerini belirterek, bu öğrencilerin 23’ünün veteriner fakültelerine geçtiğini, 118’inin ise sektördeki atçılık ve antrenörlük alanlarında faaliyet gösterdiğini söyledi. Okullarının başarı ve istihdam oranının çok yüksek olduğunu ifade eden Çalışkan, “Buraya gelen öğrencilerin çoğu daha önce köpek bile okşamamış oluyor. Okulda 600 kilo ağırlığındaki canlılarla zaman geçiriyorlar. Öğrencilerimiz iki yılı çok verimli geçiriyor. Mesleğe iyi bir başlangıç yapıyorlar.” diye konuştu.

Kız öğrencilerimiz sektörde başarılı oluyor

Çalışkan, dünyadaki atçılık sektöründeki kadın oranının yüzde 70’leri bulduğunu ve iş gücü olarak kadınların bu sektörün hakimi olduğunu kaydetti. Türkiye’deki sektörde kadın istihdam oranının az olduğuna dikkati çeken Çalışkan, şöyle konuştu: “Kadınların bu sektörde bulunması atların performansına olumlu yansıyor. Atlar çok naif hayvanlar. Yüksekokulumuzdaki kız öğrenci sayımız her geçen yıl artıyor. Sektörde iş bulan kız öğrencilerimiz sayısı da çok fazla. İlk yıllarda 6-7 kız öğrencimiz varken bu yıl 67 öğrencinin 21’i kız. Kadınların var olan naif yapıları, atların hazırlanışında ve eğitimlerinde önemli rol oynuyor. Kız öğrencilerimizin yarış ve binicilik sektöründe başarılı olduklarını gördükçe mutluluk duyuyoruz.”

Okul saatleri dışında bile buradayız

İstanbul’dan gelen birinci sınıf öğrencisi Rümeysa Yaka, çocukluğundan beri atçılıkla uğraşmayı istediğini ve ESOGÜ sayesinde bu fırsatı yakaladığını anlattı. Geleli bir ay olmasına rağmen atlarla yakınlık kurduğuna değinen Yaka, “Daha önce hiç temas bile kurmadığım atlarla bu kadar yakınlaşmak beni mutlu ediyor. Disiplin isteyen bir eğitimimiz var. Okul saatleri dışında bile buradayız. Ancak bu işe adeta aşığım. İş garantili bir okul. Yaşıtlarımız amfilerde sıkılarak ders işlerken biz atların dünyasındayız. Arkadaşlarım bize imreniyor.” ifadelerini kullandı. İstanbul’dan öğrenim için gelen Nuray Alageyik de hayvan sevgisi dolayısıyla arkadaşlarının önerisi üzerine bu bölümü seçtiğini ifade ederek, “Atçılıkla ilgili en iyi okulun ESOGÜ’de olduğunu öğrendim. İyi ki buradayım. Ailem bu okulu seçtiğime çok şaşırdı ancak ön yargıları yıktım. Kadınlar bu alanda asla zorlanmaz.” diye konuştu. 

Okçuluk da yapıyor

Ankara’dan gelen Ezgi Kartal ise farklı mesleklerin ilgisini çektiğini belirterek, atlı terapi konusunda kendini geliştirmek istediğini söyledi. Eskişehirli Eda Yavuz da daha önce dedesinin atına binmesiyle içinde hayvan sevgisinin oluştuğunu belirterek, “Dedem vefat edince atını vermek zorunda kaldık. Bu da içimde bir burukluğa neden oldu. Üniversitede atçılıkla ilgili bir bölüm olup olmadığını araştırdım ve ESOGÜ’yü tercih ettim. Atçılığa faydalı insanlar içinde bulunmak istiyorum. Türk atçılığına hizmet etmeyi planlıyorum.” dedi.  Malatya’dan gelen Merve Bitkin de 4 yıldır yaya okçuluğun yanında bu sene atlı okçulukla uğraşmaya başladığını anlattı. Bitkin, geleneksel sporlarda profesyonel yaklaşımın yeterli olmadığını fark etmesi nedeniyle atlı okçuluk üzerine bilimsel çalışma yapmak için ESOGÜ’yü tercih ettiğini söyledi.